Saturday, November 15, 2008

Being There: Letter from A Friend


November 13, 2008

Selam,

Bu siralar firsattan istifade (issizlik + NY’da yasamak) degisik seyler yapmaya calisiyorum. Nerede ise hergun daha once yapmadigim sey yapiyorum. Boyle bir firsat belki bir daha ele gecmez.

Sali aksami bir evsizler evinde gonullu olarak calistim. Bina aslinda bir sinagog, gunduzleri ikinci katini cocuk yuvasi olarak kullaniyorlar. Aksamlari da 10 tane evsizin ayni odada kaldigi bir yurt gibi birsey oluyor. Benim saatlerim aksam 8:30’dan sabah 6:00’a kadardi.

Evsizlerin 2 tanesi beyaz, bir tanesi Latino, geri kalani zenciydi. Once onlarla oturdum, yapilacak/yapilmasi gerek seyleri konustuk biraz. Bazilari orada birkac aydir kaldigi icin ne zaman ne yapilmasini biliyor. Beraber yemek yedik (cereal ve sut), onlar da mikrodalgada isitilan hazir yemeklerden yediler. Hersey onlara bedava. Yatak, yemek, dus vs Sinagog karsiliyor.

Bir tanesinin laptop’u vardi, cep telefonu ve ipod zaten normal gibi. Bu sadece Amerika’da olur!

Saat 10 gibi isiklari sondurmem lazimdi, uyusunlar diye. Ama bir tanesi film getirmis, “Iron Man” diye. Abuk sabuk bir film. Oturup onu izledik yatak odasinda (zaten yatak odasi, mutfak, TV odasi hepsi ayni yer). Bazilari uyuyordu, horluyordu, bazilari bulmaca cozuyordu, bazilari muhabbet ediyordu, bazilari da film izledi. Baktim kimsenin sikayet ettigi yok, saat 11’e kadar filmi izledik ve bitirdik fimi. Sonra onlar yattilar.

Kendi aralarinda hic tartismadilar, bana karsi da cok iyilerdi. Ben de zaten “onu yapma, bunu yapma” demedim. Bazi seylere karismam lazimdi, ama “Offff, adamlar zaten zor hayat yasiyorlar, illa ki her kurala uymalarina gerek yok” diye dusundum. Oyle olunca da beni sevdiler.

Bir tanesi, digerleri yattiktan sonra, bir koseye cekildi, bulmaca cozuyordu. Onun yanina gittim. Bana suclu suclu bakarak ‘Hemen yatacagim, kusura bakma” dedi. Ben de “Onemli degil, benim icin sorun degil” dedim. Sonra gece saat 12:30’a kadar muhabbet ettik. Hayatini anlatti.

Buradaki adamlarin hepsi “Tek Kisilik Oda” plani ile devletin odemelere yardim ettigi odalari kiralamak icin sirada bekliyorlar. Bu bekleme 2-5 yil alabiliyor. O surede sokaklarda, ya da bu sinagog gibi yerlerde gecici kaliyorlar. O tek kisilik odalara ayda $250 veriyorlar. Geri kalan $2000 ini belediye oduyor. Boylece evsizlerin Manhattan’da kendilerine ait apartmanlari olmus oluyor. Guzel plan. Tabi biz Manhattan’a “pahali” oldugu icin gidemiyoruz. Ama onlar gidiyor. Olsun varsin.

Bulmaca-adam yillarca evsiz yasamis, NY’da. Central Park’da yattigi gunleri anlatti. Uzerine yattigi beton yerleri kiyasladi, nerenin betonunun daha iyi oldugunu anlatti. Betondan betona fark varmis. Bir keresinde yagmurlu bir gece saat 3 gibi uyanmis, etrafini su basmis, hem sagindan, hem solundan su irmak gibi akiyormus. Battaniyeleri islanmis. Sehirdeki diger baska evsizleri biliyor, onlari anlatti; “Bu adam 20 yildir sokakda, su kadin ilk baslarda cok guzeldi, ama su an yuzu cok yaslandi vs.”

Sinagog’dan cok memnun, ozellike sokakda yatmayla kiyaslayinca. Sinagog yasaminda degistirmek istedigin ne var diye sordum. Dusundu, dusundu, herseyden cok memnunum dedi en sonunda. Erken kalkmak zor olmuyor mu dedim. Sorun degil dedi. Tek istedigi sey camasir yikayacak bir yeri olmasi. Bir de bazilari cok horluyor, onun cozumu de kulaklarina pecete dolduruyor.

Bir sonraki sabah 5:30’da bir kisi haric hepsi kalkmisdi. Yataklarini vs. hepsi kendisi topladi, sessiz, sakin, itisme kakisma yoktu. Cok medeni adamlar, ciddi ciddi surpriz oldum biraz.

Sonra hala uyuyan adami kaldirdim. Hic acelesi yoktu. Bana verilen gorevlerden biris bu adamlarin hepsini sinagog’dan 6’da disariya cikarmakti. Hepsi gitti, ama o yavas adam acele etmedi. Ben de zaten acele ettirmedim, muhabbet ettik o yatagini yaparken, pantalonunu giyinirken. Ne yapacaksin bugun dedim. Dedigi “Ilk once Starbuck’s gidecegim, saat 9’a kadar oradayim. Sonra 9’da kiliseye gidecegim. Orada pinpon, bilardo, TV ile oglen 3’e kadar zaman gecirecegim. Belki biraz sandalye uzerinde uyurum. Oglen yemegini orada yiyecegim. Sonra da yarin aksam tekrar buraya gelecegim” dedi.

Bana sen nerelisin dedi? Ben de Turk’um dedim. Istanbul’mu diye sordu. Yok Ankara dedim. Bana “Yav, siz niye Istanbul’u falan Yunan’lilarin elinden aldiniz? Haksizlik degil mi bu? Niye Yunanlilari kovdunuz?” dedi. Ben de “Ohh, onlar eski olaylar, koprunun altindan cok sular gecti” dedim. Ayrica Yunanlilar istedikleri zaman Istanbul’a bizi ziyaret edebilirler dedim, sakasina. Ama adam bana kil kil bakti.

Sonra soyledi bana: Gunduzleri gittigi kilise Yunan kilisesi imis. Zavalli evsizin beynini yikamis Yunanlilar.

Optum,
Volkan

Sunday, November 9, 2008

Rule of Law

The rule of law, in its most basic form, is the principle that no one is above the law. Thomas Paine stated in his pamphlet Common Sense (1776): "For as in absolute governments the king is law, so in free countries the law ought to be king; and there ought to be no other."

In England, the issuing of the Magna Carta was a prime example of the "rule of law." The Great Charter forced King John to submit to the law and succeeded in putting limits on feudal fees and duties. Another earlier example was Islamic law and jurisprudence, which recognized the equal subjection of all classes, including caliphs and sultans, to the ordinary law of the land.[1]

Perhaps the most important application of the rule of law is the principle that governmental authority is legitimately exercised only in accordance with written, publicly disclosed laws adopted and enforced in accordance with established procedural steps that are referred to as due process. The principle is intended to be a safeguard against arbitrary governance, whether by a totalitarian leader or by mob rule. Thus, the rule of law is hostile both to dictatorship and to anarchy. Samuel Rutherford was one of the first modern authors to give the principle theoretical foundations, in Lex, Rex (1644), and later Montesquieu in The Spirit of the Laws (1748).

In continental Europe and legal thinking, the rule of law has frequently, but not always, been associated with a Rechtsstaat. According to modern Anglo-American thinking, hallmarks of adherence to the rule of law commonly include a clear separation of powers, legal certainty, the principle of legitimate expectation and equality of all before the law.

The concept is not without controversy, and it has been said that "the phrase 'the Rule of Law' has become meaningless thanks to ideological abuse and general over-use".[2]

For footnotes [1] and [2] above and more info on the concept of rule of law, go to: http://en.wikipedia.org/wiki/Rule_of_law